İmtihan

Hiçret emri gelince Mekkeden Medineye bütün müslümanlar birer ikişer gece gündüz göç etmeye başladılar. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler ve hiçret edenler övüldü, cennetler müjdelendi. Hiçret etmeyenler yerildi. Hatta islamla bağlarının kopuk olduğu bildirildi, son günlere kadar deve sırtına bağlananarak gelenler oldu. Mekke feth edildikten sonra hiçret bitmiştir.

Hiçretin amacı neydi? Küfür diyarından, İslam diyarına göçmekti. Medine’de güçlü bir İslam topluluğu oluşturup devlet kurmaktı. Mekkede İslam diyarı olunca nereye hiçret edilecekti.
Mekke’nin fethinden sonra ise kişinin cehd, gayret ve niyyeti hiçreti oldu.

Kötülüklerden iyilikere…. Günah yollarından, helal yollarına geçmekte hiçrettir. Tabi ki bu, hiç bir zaman o saadet asrındaki hiçret sevabını kazanma imkanı vermiyecektir. Bu demek değildir, onların cennette arkadaşı olamayacaksın… Sende insani ve islami kuralları hayatının gayesi yap. İlim yoluna gir. Ku’ran halkaları oluştur. Hadis dersleri zincirleri kur. Mescitler ikinci adresin olsun. Günlük işlerini takip et. İşini aksatma… Haramaların semtine uğrama … Doğruluk ekseninden ayrılma… Fetvaları vicdanına danış.. Kalbini temizle. Şüpheli şeylerden uzak durr… İnsanlardan ziyade Ku’ran’ı kendine imam olarak tayin et… Filan ne diyordan ziyade Rabbim bu konuda ne buyuruyor, kitabına bak..

Hayatta daha önceki ümmetlerin başlarına gelen felaketler bizede/sizede gelmeden, sınanmadan, denenmeden cennete girivericeğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz emri ilahiyi hiç unutmayalım. Müslüman dinden, imandan çok konuşmak istiyor. Namaz vakti geliyor. Müslümanlığı kimseye bırakmayan kişilerden tık yok.. Yere çakılmış çivi gibi, adım atamıyorlar.. Ne oldu… bütün konuşmalar havayamıydı…. Burada insanların ağzında sakız ettikleri kelimelerden biriside “burada durumlar farklı” diyenler çıkabiliyor..

İnsan her yerde aynıdır. Karakterleri, ortamları farklı olabilir. Eğer insan din eksenli bir kültüre sahipse, onu şekillendirecek olan dindir. Allah insana kaldıramayacağı yükü yüklemez, teklif dahi etmez.. Mekkeden Medineye bütün müslümanlar hiçret etti, gidemeyecek kadar hasta olanlar müstesna.. İmanını gizlediklerini söyleyenler vardı. Mekkeli müşrikler bedir savaşına bu müslümanlığını gizleyenleride getirdiler. Bunların içinden ölenler oldu. Medineli müslümanlar bizim arkadaşalarımız müslüman idiler, savaşa zorla sokuldular deyip onlara Allah’tan mağfiret dilediler. Melekler onların canlarını alırken yeryüzü geniş değilmiydi? diyerek canlarınını aldılar. Müslüman müslümanların yanından ayrılmayacak. Özel durumlar istisna olabilir. Çocuklar, çok fakir ve güçsüzler hariç. Müslüman herhalükarda mescitlere gelerek açık adresini bildirmek zorundadır.

“Siz mescitlere gelenlerin müslümanlığına şahitlik edin,” buyuranda peygamberimizdir. Biz görünüşe göre hükmederiz, iç alemini Rabbimize bırakırız. Kalblerde olanı Allah bilir. Bizde nerede olursak olalım üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeden kolayına kaçmayalım. Her türlü eğlence yollarına zaman bulabilen insanın. Ku’ran öğrenmeye, ders almaya zaman bulamaması kadar manidar ne olabilir.. Her zaman niyeti Rahman olanın akibetide Rahim olur.

Cennetin yolu sarp yokuştur. Nefsin hoşlanmadığı döşemeler vardır. Nefis daima vesvese verir. Kendini haklı çıkarmanın binbir formülünü bulur. Nefis daima kötülüğü emreder. Onu temizlemenin riyazattan geçtiğini bilelim. Yani, nasıl günahları hazla yapdıysak , ibadetleride feyizle yapmamız gerekir ki aslımıza rücu edebilelim. Hayat imtihanını kazanabilmenin yolu nefsi dizğinlemekten geçer. Azgınlaşan nefis ibadet etmek istemez.

Huzur insanın kendi elinde.. Nuhun gemisine binenler nasıl kurtuldu ise, bu dünyada da “Allah’ın ipine “sıkı sıkı sarılanlar kurtulacak. Allah’ın ipi Kerim kitabımızdır. Amaç çok okumaktan ziyade, okuduğunu anlayarak, hayatın zarefetini, letafetini yakalayabilmektir.

Müslümanların şuanda ki en büyük problemi güzel olan islamı güzel bir şekilde temsil edemiyor olmamızdır. Milyonlarca müslüman her yıl hacca gidiyoruz. Yeri göyü “lebbeyk” sesleriyle inletiyoruz. Hep ezilen, hor görülen müslümanlar oluyor. Tabi ki “İslamda’n” zerre kadar şüphemiz yok da, onu anlamaya çalışmayan müslümanlarda dağlar kadar sorunlar var.

Sorunların çözüm yollarıda Kerim kitabımızda ve onun açıklayıcısı sünnetlerde var. Sadece aradaki taasup, bağnazlık, tarafgirlik duvarlarını kaldırmalıyız. İslamla ferahlanacak müslümanları dar aidiyetler mahvü perişan ediyor. Farklı düşünmeleri zenginlik olarak görüp, tevhit ekseninde birleşmek, mü’mine kardeş gözüyle bakmak bizi kurtarır. İmtihanı kazanmanın yolununda sevgiden geçtiğini unutmayalım.

 

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Cami

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir