Açık Kapı

Almanya’da “açık kapı” günleri oluyor. Yani o gün, okullardan, kiliselerden, çeşitli kurum ve kuruluşlardan camiye geliyorlar. Ziyaret ediyorlar, bilgi alıyorlar ve birde resim çektirip gidiyorlar. Eğer daha önceden haber verilmişse ikramlarda oluyor.

Bizde kutlu doğum için gittiğimiz Köln’de Dom Kilisesini gezdik. Bol bol resim çektirdik. Camilerimize gelmeleri ziyaret etmeleri, bilgi almaları çok güzel bir şey. İslam ilk günden itibaren şeffaf bir dindir. İslamda saklı, gizli, şifreli bir şey yoktur. Açık, mübin bir kitabımız var. Hayatı çocukluğundan itibaren saniye saniye izlenen bir peygamberimiz var. İslamın ilk yıllarından itibarende davetini gizliden gizliye değil özel yapan peygamberimiz var.

İlk daveti alınca, akrabalarını topladığı sefa tepesindeki davetinden tutunda, kabede, panayırlarda, akabede bütün davetleri özeldi. İslam tebliğ esasına dayalı bir dindir. Bütün peygamberler “biz sadece tebliğ” ederiz derlerdi. İnanıp inanmamakta insanlar serbesti, “dileyen iman eder, dileyen inkar eder,” kelamullah sadece bir davetti. Dinde zorlama yoktur. Hakla batıl ayrılmıştır. Kim sağlam kulp olan “İslamın” ipine tutunursa işte onlar kurtulaşa ermişlerdir.

Biz müslümanlar, tebiğden önce temsiliyet şahsiyetleri olmalıyız. Temsili iyi yapabilen tebliğide en iyi şekilde yapar. Mektubun üzerindeki adres kadar içindeki içerik de önemlidir. Müslüman ismiyle müsamma olursa bir değer ifade eder. İçi başka dışı başka müslüman faydadan çok zarar verir. Camiye gelen müslümanın gelişiyle gidişi farklı olacak. Camilerimizin kapıları her zaman açık. Açık olmakla kalmayıp, günde beş defa haydin kurtuluşa daveti yapılmaktadır. Ezanın içinde, şehadet var, kurtuluş var, tevhit var. “Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman koşarak gelin.” Müslüman günde beş vakit namazınada mümkün mertebe koşarak gelmelidir. Mümkün mertebe diyoruz. Cemeata gelmeye engeller varsa mazeretine binaen gelmiyebilir. İştedir, hastadır, fırtınalıdır, sel vardır. Yoksa bir müslümanın cemaatı terketmesi, peyganberimizin lisanıyla : “Cemeatten bir karış ayrılan kimse, islamın boyunduruğunu boynundan çıkarmış olur.” (Tirmizi Emsal 3)

İslam cemaat dinidir. Birlik ve dirlik dinidir. Huzur ve mutluluk dinidir. Eğer bir insanda bunlar yoksa o dini anlayamamış demektir. Müslüman müslümanın derdiyle dertlenir. Peygamberimizin (sav) : “Müslümanaın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir,” hadisi mucibince müslümanların kalbi mescitler olmalıdır. Müslümanların yanına gelmeyen, onların cemaatlerine katılmayan, onların dertleriyle ilgilenmeyen İslamla ilişiğini kesmiş demektir.

İslamın özünde kardeşlik vardır. Peygamberimizin Medineye hiçretinde ilk yaptığı faaliyetlerden biriside Mekkeli muhacirlerle Medineli Ensarı kardeş ilan etmek olmuştur. Kardeşlerin buluşma, kaynaşma yerleride mescitlerdir. Mü’minler ancak kardeştir. Peygamberimiz Mekkeden Medineye hiçret ederken, daha Medineye varmadan Kuba yakınlarında bizzat kendi elleriylede çalışarak yaptığı, temeli takva üzerine atılan mescit işin önemini anlatmaya yeterde artar bile. Müslümanlar sevinçde, kederde, üzüntüde hep yanında kardeşlerini görmek ister. Önceki yıllarda bir cami cemaatı anlatıyordu. Dört defa kriz geçirdim. Aylarca kendime gelemedim. Evimin düzeni bozuldu. Hiç dostum yokmuş. Camiden de kimse arayıp sormadı diye dert yanıyordu. Cemaat sadece camide namaz kılmak değil, müslüman kardeşinin dertleriyle gücü nisbetinde ilgilenmektir. Onun için mescitleri canlandırmalıyız.Cazibe merkezleri haline getirmeliyiz.

Camiler her şeyden önce eğitim ve öğretim yuvaları haline gelmelidir. Atılan adımları canu gönülden benimsiyorum. Doğru inancı, doğru bilgiyi cemaat mescitlerde almalıdır. Bizim din gönüllülerimiz bu işin uzmanlarıdır. Aynı zamanda aşk ehlidirler. Biz görevimizi memur anlayışından ziyade, erenler, evliyalar yolu olarak görüyoruz. Her birisi yüksek tahsilini yapmış kendini yetiştirmiş, örnek şahsiyetlerdir. Ben bütün arkadaşlarımdan çok faydalanıyorum. Biz pozitif yarışın içindeyiz. Her zaman bardağın dolu tarafına bakıyoruz. Eğer biz çocuklarımızı, gençlerimizi camiyle buluşturmazsak sonra ah vah etmeye hakkımız olmamalıdır. En güzel proje baba oğul, dede torun beraber camiye gelmektir. Yoksa çocuğun camiye kendin başka yere gittin mi, sağlıklı bir eğitim yapamayız. Kuş gördüğüne göre yuva yapar.

Haydi kardeşim durma camiye gel. Kapı her zaman açık. Peygamberimi sevindirmek istiyormusun? O’ kardeşlerim diyordu. Kardeşlerinle camide buluşmaya ne dersin…

 

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Camii

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir