Cuma Hutbesi: Oruçlunun Ahlakı

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluşu müjdeleyen mübarek Ramazan-ı Şerif’e bizleri kavuşturan Ceabı-ı Hakk’a sonsuz şükürler olsun.

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Oruç tutmak sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki; korunup sakınırsınız.”[1]

Değerli Kardeşlerim!

İslam’ın beş esasından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsi ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah’ın her emrinde olduğu gibi, oruç ibadetinde de bizim için birçok hikmetler, maddi ve manevi pek çok faydalar vardır. Orucu sadece Cenab-ı Hakk’ın rızası için tutmakla beraber, bize sağladığı faydaları da bilmek ve değerlendirmek durumundayız.

Oruç, ahlakımızı güzelleştirir veya güzelleştirmelidir. Belirli bir süre sadece aç kalma olayı değildir oruç. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan arındıran, iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir. Bu sebeple, midemiz, yiyecek ve içeceklerden nasıl uzak kalıyorsa, dilimiz yalandan, ellerimiz haramdan, gözlerimiz harama bakmaktan, kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız kötü işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalıdır.

Kardeşlerim!

Oruç merhamet duygularını geliştirir. Hayatında açlık ve susuzluk nedir bilmeyen varlıklı bir insan, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı oruç vasıtasıyla anlar. Böylece yokluk içinde kıvranan fakirlerin sıkıntılarını hissederek şefkat ve merhamet duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.

Oruç nimetlerin sahibini ve kıymetini bildirir. Yüce Allah’ın, bizlere olan nimetleri sınırsızdır. İnsan gaflet perdesi altında nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu tam kavrayamamakta, O’na hakkıyla şükredememektedir. İşte Ramazan-ı Şerif’te tutmuş olduğumuz oruç sayesinde imsak ve iftar arasında, sahip olduğumuzu zannettiğimiz nimetlerden uzak kalarak onların hakiki sahibinin Yüce Allah olduğunu hatırlarız. Zira Ramazan haricinde gerçek anlamda açlık hissetmediğimizden, çoğu zaman nimetlerin kıymetini anlayamıyoruz. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin ne kadar değerli olduğunu oruçla anlarız.

Değerli Kardeşlerim!

Bedenin zekâtı olarak oruç, insanı nefsanî arzulardan korur ve kurtarır. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bir taraftan “Oruç tutun, sıhhat bulun”[2]buyurarak orucun maddi hastalıkları tedavi edici yönünü ifade ederken, diğer taraftan da “Oruç bir kalkandır”[3] buyurmakla, orucun insanı kötülük yapmaktan alıkoyan manevi gücüne işaret etmişlerdir.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in şu hadis-i şerifi ile bitirmek istiyorum: “Kim inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[4]

DİTİB Hutbe Komisyonu

[1] Bakara, 2/183
[2] Taberani, el-Mu’cemu’l-Evsat,VIII,174
[3] Buhari, Savm,2; Müslim, Sıyam,30
[4] Buhari, Savm,7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir