Gadab / Öfke

Öfke, aklın tatile çıkmasıdır. Akılla öfke bir arada bulunmaz. İkisi yan yana gelmek istemezler. Kızgınlık, sinirlilik öfkenin belirtileridir. Öfkeli insanlar sağlıklı düşünemezler. Öfkeli insanlarda kan tutulması olur. Sinirleri gerilir. Yüz kızarır, kelimeler düşüncesiz ve arka arkaya çıkmaya başlar. Kırıcı, küçük düşürücü, hakaret edici sözcükler ortalıkta uçuşur. Benlik duyguları kabarır, asabiyet orta yerde dolaşır. Aynı tarafda olanlar birbirlerine destek vermeye başlar. Sahadaki maçtan başka her yerde maçlar vardır.
Akıl teneffüste olduğu için kimse lafta dinlemez. En iyiyi onlar bilirler. Durun, ağır olun siz kardeşsiniz, on dakika sonra aynı safta namaz kılacaksınız desen bile, takan olmaz. Öfke ateşten yaratılmıştır. Şeytanda ateşten yaratılmıştır. Demek ki gadab şeytandandır. Şeytan ise inananların en büyük düşmanıdır. Şeytanı sevindirmek mü’mine yakışır mı? Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytanda insanın damarlarında dolaşır.

Her insanın hazır şeytanı vardır.

Korunma yolları: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” şifresi, abdest alma ibadeti…
“ Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Ata sözü kulağımızda küpe olsun. Bir anlık öfkeler bazen bir ömürle ödenir. Peygamberimiz ashap efendilerimize esas pehlivanı sorar. Hasmını alt edendir derler. “Hayır der, gerçek pehlivan nefsine hakim olabilen kimselerdir.” buyurur.

Nefisle yapılan mücadeleler düşmanla yapılan mücadelelerden daha zordur. Nefisle yapılan mücadeleye peygamberimiz “büyük cihat” demiştir.

Nefsinin zincirlerini kırıp, şeytanın düğümlerini çözüp sabahın erkeninde, sabah namazına cemeate gelebilirmisin? Bütün ibadetler nefis terbiyesidir. Terbiye olmayan ata bile binemezsin.

Ebu Hureyre anlatıyor… Bir adam geldi peygamberimize bana yaşayacağım bazı kelimeler öğret, çok olmasın unutuveririm…. beni cennete götürecek bir ameli bana söyle… faydalanacağım bir şey söyle, çok olmasın, aklımda tutayım… Peygamberimiz bu adama sadece “gabaplanma/öfkelenme” buyurdu.

Ne dersiniz, sizde her şeye kızıyormusunuz? İslamı en iyi şekilde yaşamak istiyormusunuz, cennete gitmek istiyormusunuz? … O zaman her şeye, olur olmaz şeylere öfkelenmeyin.. Sakin olun. “Onlar öfkelerini yutarlar” ilahi kelamı rehberimiz olsun. Hatta öfkeyi yutmakla kalmayıp insanları affedenlerden olmalıyız ki takvaya erişebilelim.
Öfke kalpde kin ve haset duygularınında yeşermesine zemin hazırlar. Madii hastalıklar nasıl tedavi edilmediği zaman diğer hastalıklarada sirayet ediyorsa. Manevi hastalıklarda tedavi edilmezse diğerlerine bulaşır. Öfke, öfke ile kalmaz. Öfke kontrol edilmezse şiddete dönüşür. Yıllarca küslüklerin temelinde ne var zannediyorsunuz. Sanada yaramasın, banada yaramasın islami ve insani bir davranış değildir. Eğer kırılacaksa, senin olsun. Kim mü’min kardeşinin iyiliğini isterse Allah’ımız ona iki katını verir. Sana düşmanlık eden akrabanın, komşunun, arkadaşının iyiliği için hayır dualarda bulunursan, Rabbimde sana iki kat iyiliklerini ihsan ediveriyor. Onlar senin duan ile iyilerden olurlarsa sanada kötülük yapan kimse kalmaz.
Hz. Ömer (ra) evidir. Hizmetçi misafirlere süt ikram etmekte, ayağı kayıyor sütleri döküyor. Hz Ömer birden gabaplanıyor.. Hizmetçiyle yüz yüze, göz göze geliyorlar. Bir şeyler diyecek.. Hizmetçi sözü Ömere vermeden ilahi kelamı “onlar kızdıklarında öfkelerini yutarlar” ayetini okuyuveriyor. Koca Ömer yerinde çivi gibi çakılıp kalıyor. Anladım der gibi başını eğiyor. Ömerin hizmetcisi durur mu, şerri hayra tebdil etmek için bununla kalır mı… “Onlar insanlarıda affederler” Ayet karşısında Ömer (ra) hizmetçinin hürriyetinide eline verir.

Bizide ayetler şekillendirse. Ayetler işaret taşlarımız olsa… Yolumuzu şaşırdığımızda ayetlere ve onu açıklayan sünnetlere müracat etsek, hayat nasıl olur. Özrü biz dilesek, gönülleri biz kazansak. Cenneti biz hak etsek olmaz mı?

Kendimize yapılanlarda böyle davranabiliriz. Vatana, millete, dine diyanete yapılan cürümler karşısında arslan olmalıyız. Mü’minlere karşı merhametli, nankörlere karşı şiddetli davranmalıyız. Zalimlere merhamet, mazlumlara zülumdür.

 

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Cami

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir