Helal Kazanç (Helal Lokma)

يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

 

Bismillâhirrahmânirrahîm
[Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
Muhterem Mü‘minler,
Yüce dinimiz İslamda, çalışmak ve helal yollardan rızkını temin etmek, helal yollarda harcamak, kimseye muhtaç ve yük olmadan hem kendi hayatını idame ettirmek hem de aile bireylerinin rızkını temin etmek, tıpkı ibadet değerinde erdemli bir davranış olarak telakki edilmiştir. Dinimiz çalışmayı, üretmeyi ve başkalarına faydalı olan bireyler olmayı emretmiş, ilke olarak, çalışırken helal yollardan kazanmayı esas almıştır. Hırsızlık, kumar, gasp, faiz, fuhuş, rüşvet, şans oyunları, her türlü hileli alış-veriş, eksik ölçüp tartmak, memur ve işçilerin görevlerini ihmal etmeleri, işverenin çalışana ücretini ödememesi veya eksik ödemesi vb. helal olmayan yollardan kazanç temin etmek yasaklanmıştır.Aziz Mü’minler!
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, helal şeylerden yememiz hususunda bizleri uyarıyor ve şöyle buyuruyor“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.”  Her konuda önderimiz ve rehberimiz olan Efendiler Efendisi (s.a.s) de Nasırlı ellerle, alın teriyle, göz nuruyla kazanılan emeğin insan için “en hayırlı lokma” olduğunu  müjdeliyor.Helal yollardan çalışarak temin edilen kazançlar, aynı zamanda ibadet ve duaların da kabulüne vesile olmaktadır. Zira Resûl-i Ekrem Efendimiz, şöyle bir örnek vererek helal-haram konusuna dikkatlerimizi çekmektedir ve şöyle buyurmaktadır; “Bir kimse uzun bir sefere çıkar. Saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâldedir. Ellerini semâya kaldırarak: Yâ Rabbî, Yâ Rabbî! diyerek duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir?”  Haram lokma ile beslenip büyüyen bir insan ateşe daha layıktır”  buyuruyor.O Halde Değerli Mü’minler!
Yaptığımız ibadetlerin Allah katında değer bulmasını istiyorsak, kendimizi Allah katında değerli görmek istiyorsak, eşlerimizin saliha eşler olmasını istiyorsak, çocuklarımızın hayırlı evlatlar olmasını istiyorsak, nesillerimizin yarınlara açılan hayırlı kapılar olmasını istiyorsak, nefsimizi-neslimizi şeytandan, kötü işlerden, belalardan ve musibetlerden korumak istiyorsak elbetteki çalışarak ve emek harcayarak helal ve temiz rızıklar temin etmeliyiz. Ölçümüz kazancın haram-helal demeden nerden gelirse gelsin ve çok olsun değil helal ve temiz yollardan gelmesidir. Zira Allah Resûlü, kazancın haramdan arınması gerektiğine işaret ediyor. Ve Bizlere gerçek zenginliğin mal çokluğu değil, gönül tokluğu olduğunu  bildiriyor.Muhterem Müslümanlar!
Hutbemizi Yüce rabbimizin Kur’an-ı Kerim’inde zikrettiği şu uyarıyla bitirelim; “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri kendiniz haram etmeyin ve Allah’ın koyduğu sınırları aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. [1]  Bakara 2/168.
[2]  Buhârî, Büyû’, 15.
[3]  Müslim, “Zekat”, 65.
[4]  Tirmizî, Cum’a, 79.
[5]  Buhârî, Rikâk, 15; Müslim, Zekât, 120.
[6]  Maide 5/ 87-88.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir