“Maddi Varlığımızın Allah’a Adanışı: Zekat ve Sadak-i Fıtır”

Aziz Müslümanlar!

İslam dininin gayesi, mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmaktır. Mutlu ve huzurlu bir toplumun oluşmasında ibadetlerin önemi büyüktür. İşte zekât ve sadaka, bu huzurun oluşmasına katkı sağlayan ibadetlerimizdendir.
Zekât; İslam’ın beş temel esasından biridir. Artmak, çoğalmak ve temizlenmek manalarına gelen zekat, dinen zengin sayılan her müminin yılda bir kez vermekle yükümlü olduğu farz bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de Cenaba-ı Allah şöyle buyurur: Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.”1
Fitre ise Ramazan ayında fakirlere verilen, bir sadakadır. Dini ölçülere göre zengin olan kimsenin hem kendisinin hem de aile fertlerinin fitrelerini vermesi gerekir. Fitre, orucun kabulüne, kabir azabından kurtuluşa bir vesiledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermek ve bayram gününün neşesinden onların da istifade etmeleri için bir yardımdır.

Değerli Mü’minler!

Zekât ve Fıtır sadakası, aynı zamanda günahlardan temizlenme ve arınma vesilesidir. Bu gerçeği Kur’an-ı Kerim, “Onların mallarından zekât al. (Böylece) zekâtla onları (günahlardan) temizlersin ve arıtıp yüceltirsin…”2 Ayetiyle dile getirirken, sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de “Suyun ateşi söndürmesi gibi sadaka da günahları giderir…”3 buyurmaktadır.

Yüce Allah ”Şükrederseniz arttırırım. Nankörlük ederseniz azabım şiddetli olur” buyurur.4 Onun için zekat ve sadaka hem kişinin malını temizler hem de toplumsal kaynaşmayı sağlar.

Zekâtın ve sadakanın dini boyutu olduğu gibi toplumsal ve sosyo-ekonomik bir yönü de vardır. Zekât ve sadaka, sahibini dinen ve psikolojik olarak rahatlattığı gibi, muhtaç kimselerin de maddi ihtiyaçlarını bir nebze olsun karşılamalarına vesile olur. Bu sayede toplumda birlik ve dayanışma sağlanır. Unutulmamalıdır ki; Zekât, mükellefin borcu olduğu gibi, muhtacın da hakkıdır.

Mali bir ibadet olan zekât ve fıtır sadakasının, muhatabı incitmeden, insan onuruna yakışır şekilde verilmesi gerekir. Gösteriş amacıyla, fakirin onurunu zedeleyecek şekilde yapılan yardımlardan sevap elde edilemeyeceği, hatta bunun büyük bir vebal olacağı iyi bilinmelidir.

Aziz Müminler!

Gördüğümüz gibi zekât ve sadaka layıkıyla yerine getirildiğinde hem sahibine, hem muhtaca ve hem de topluma olan faydası ortadadır. Gelin bu iyilikten mahrum kalmayalım. Yüce Allah’ın bizlere emanet olarak lütfettiği malın ve mülkün sorumluluğunu bilelim. Bizim için bir arınma ve yücelme vesilesi olduğu bilinciyle Zekât ve Fıtır sadakası ibadetimizi en güzel şekilde yerine getirelim. Yüce Rabbimizin rızasını gözeterek vereceğimiz zekâtın, fitrenin ve yapacağımız diğer güzel amellerin sevaplarımızı çoğaltacağını ve malımıza bereket, hayatımıza huzur getireceğinin bilincinde olalım. Zekât ve Fitre vermemenin de büyük bir vebal olduğunu unutmayalım.

Muhterem Müslümanlar

Zekat, Fitre ya da sadaka malımızın manevi sigortasıdır. Özellikle bu ayda daha çok hayır hasenat yapmalıyız. Ahirete, Allah yolunda infak ettiklerimizi, zekât, fitre ve sadaka olarak verdiklerimizi götürebileceğiz. Unutmayalım ki; veren el alan elden her zaman üstündür.

Şenay AY
Ludwigshafen DİTİB Camii Din Görevlisi

[1] Bakara Suresi, 262.
[2] Tevbe Suresi, 103.
[3] Tirmizi İman 8
[4] İbrahim suresi Ayet 7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir