Sevgi

Sevgi, bir bağdır seni sevgiliye çeker götürür. Sevgi, insanı kör eder. Başka bir şey görmez, onun hayaliyle yaşar. Sevgi olmasaydı yollar açılmaz, engeller geçilmezdi. İnsan daima sevdiği ile beraber olmak ister. Onunla buluşmanın yollarını arar. Nice güçlüklere göyüs gerer, nice zorluklara katlanır.

Sevgi, sahra sahra dolaştırır. Yunus yapar, “aşkın beni neyledi, bir deliden farksız eyledi” dedirtir. Sevgi insanı pervane yapar. Dönersin sevgilinin etrafında kelebekler gibi.
Sevgi insana her şey yaptırır. Candan severse, bütün kevni mekanıyla aşık olmuşsa, onsuz olamayacağını anlar. O’na tabi olur, arka sıra gider. O yolu, o caddeyi bırakmaz.

 

Şimdi bir sevgi tarifi yapalım. “De ki : “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin” buyuran Rabbim sevgisini, sevgilisine tabi olmaya bağlamış. Peygamberimizde “sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizide sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” buyurarak sevgisini ümmet olmamıza bağlamış.

 

Birbirimizi sevmemiz lüks değil, şarttır.
Müslümanların düştükleri durumlar ortada. Kim, kime nasıl çelme takabilirim. Kim kime nasıl kumpas kurabilirim. Kim kimin nasıl kuyusunu kazabilirim. Sevgi, aradaki buzları eritmedir. Sevgi, kardeşini kendin gibi görmedir. Sevgi, samimiyetin ta kendisidir. Sevgi, ihsan makamıdır. Sevgi, günde beş defa sevgilinin yolunda çağrısına kulak verip icabını yerine getirmektir. Sevgi, sevgiliye sığınmaktır. Sevgi, sözün öze dönüşmesidir. Sevgi, sevgilinin haliyle hallenmektir.
İslam eczahanesinde her derde deva/şifa olacak ilaç bulunur. İnsanımızın yüzündeki ızdırap, dilindeki karamsarlık, hep o ilaçlarla tedavi olunmadığından kaos içinde yüzüp gidiyoruz.

 

İslam, hayatın dinidir. İslam bir hayat deryasıdır. O na dalanlar tarihte asrı saadet olmuşlar. Şuanda asrı saadet olma imkanımız yok. O yolun yolcuları olma her zaman elimizde, yeterki aradaki adavet, kin, intikam, benlik duvarlarını kaldırıverelim. Sevgi havasını her zaman teneffüs edebiliriz. Sevgililer randevüleşir, buluşma yerleri vardır. Sevgisini ispat eder. Bak, sen davet ettin bende geldim der. Sohbete başlarlar. Alemlerin Rabbi sana/bana günde beş defa randevü veriyor. Gel benim huzurumda buluşalım, konuşalım diyor. Hemde iman ettiğin dinin direği olarak kabul ediyor. “Kim ki onu ikame ederse, yani kılarsa, ayağa kadırırsa dinini de ayağa kaldırmıştır. Kimde onu kılmazsa, ikame etmezse dinini de yıkmıştır.” Burada yıkılan kişinin kendisidir. Namazda “kıyam”fazdır. Buradaki espiri kendine zarar vermiştir. İbadetlerde fayda veya zarar kişinin kendisinedir. Namazı muhafaza eder, korursan, namazda seni kötülüklerden alıkoyar. Yoksa din güneştir. Sahibi Allah’tır. Biz korunan kerim kitabı anlamkata ayrılıklara düşüyoruz. Yaşadığımız gibi anlamaya çalışıyoruz.

 

“Müslüman kardeşine tebessüm etmen senin için sadakadır.”
“Güzel söz sadakadır”
İslam dini affetmek üzere mayalanmış bir dindir. Teslim olunan dindir. Barış, esenlik ve huzur dinidir. Dostluk, yardımlaşma, paylaşma üzerine kurulan dindir. Bu kadar mükemmel bir dinin mensupları olarak dinimizin bütün emir, tavsiye ve buyruklarını hava gibi solumalı, su gibi içmeliyiz. Yol budur, başka yol yok. Bütün yollar çıkmaz sokaktır. Sevgi, bin defa kırılsanda bir defa kırmamaktır. Sevgi, öfkeyi yutmaktır. Sevgi, kalbi sevgili için temizlemektir. Kalb, nazargah-ı ilahidir. Oraya günde yüzden fazla nazar eden sahibimiz için temizleyelim. O zaman göreceksin, hemde kalb gözüyle.

Hayata Yunusca bakalım. Gelin tanış olalım,işin kolayın tutalım,
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz. Dünyada kalan varmı? Kalmayacağımız dünyada, kalacağımız ahiretimiz için yatırım yapalım.
Kesinlikle sevgisiz yatırım olmaz.. Seven ve sevilen Rabbin adıyla….

 

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Cami

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir