Şeytan

“Ey inananlar şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsinki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah’ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.” (Nur suresi 21)

Demek ki şeytanın adımlarını takip etmeyeceğiz. Şeytan kızgın ateşten yaratılmış ve insana vesvese verebilen, yoldan çıkarabilen, günahlar işletebilen sinsi bir yaratıktır. Şeytanın hilelerinden emin olunamaz. Her zaman ve her yerde tetikte olmalıyız. Şeytan insanı yanlız yakalar. Damarlarındaki kan gibi insanın her tarafına nüfuz edebilme özelliği vardır. Şeytan insanoğlunun apaçık düşmanıdır. Fakat gizli gelir. Her insana farklı yollardan ve farklı metotlarla gelir.

Rabbim lütuf ve merhamet sahibidir. Bizde cennete Rabbimizin Rahmetiyle gideceğiz. Hiçbir zamanda Rabbimizin affına güvenerek dünyanın aldattıklarından olmamalıyız. Ümitle korku arasında yaşamalıyız ki merhamete erebilelim. Dünyada bir kişi cennete gidecek deseler o ben miyim diye ümit etmeliyiz. Bir kişide cehenneme gidecek deseler o da ben miyim diyerek korkmalıyız. Dünyayı imar ederken, dünyanın aldattıklarından olmayalım. Dünyaya hakim olalım, ama mahkum olmayalım.

Şeytan bizden ne ister? Her şeyden önce Allah’a şirk koşmamızı ister. En büyük günahlardan başlamak suretiyle aşağıya doğru mutlaka isyan derecesinde günah mikrobunu bulaştırır. Şırıngası zehirlidir. Tatlı ve güzel düşünlelerle gelir. Doğru yolun üzerinde eğri bir şekilde oturduğundan farkedemeyebilinir. Çok dikkatli olunmalı. Devamlı cemaat ehli olup fırsat verilmemeli.

Şeytan bizi bizden daha iyi bilir, en zayıf noktalarımızı gözetler. O’nun zaman sıkıntısı yoktur. İnsanı aldatabilmek için saatlerce uğraşır. Önünden arkasından sağından solundan aşağısından veya yukarısından gelebilir.

Şeytanın şerrinden Allah’ımıza sığınmalıyız. Rabbim sığının buyuruyor, kovulmuş olan tardedilmiş olan şeytanın şerrinden. Öyleyse bizi temizlemezse Rabbimiz, biz kendimizi arındıramayız. Biz isteriz, münacat ederiz, için için yalvarırırız.

Kul kasib’tir. Rab halıktır. Biz kendimize malik değiliz. Biz aciziz. Biz isteriz Rab dilerse verir. Biz hayırlısını isteriz. Bizim için neyin hayırlı olduğunuda bilemeyiz. Birde şeytanlaşmış insanlar vardır. İnananlarla karşılaştıkları zaman, bizde inandık derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıkları zamanda biz onlarla alay ettik biz sizinle beraberiz derler. Yani inanmadıkları halde inanmış gibi gözükürler. İmanı kalblerine indirememişlerdir. İşte münafık tipler bunlardır. Mü’minlere hile ve hainlik ederler. Bukalemun tipli olduklarından her yerin boyasına uyabilirler. Mü’minler ise sadece Allahın boyasıyla boyalanırlar.

Şeytan Allah’ımızın emri olan Ademe (as) secde etmekten kaçınarak ilk isyanını yapmıştır. İsyan ederkende güya kendisinin daha üstün olduğunu ateşten yaratıldığını Adem’in ise topraktan yaratıldığına ima etmiş, kendisini beğenmiş haset duyguları galeyana gelip huzuru ilahiden kovulmuştur. Kıyametin sabahına kadar insanoğlunun apaçık düşmanıdır. İyi kullara bir otoritesi olmaz. O halde bizler daima ruhumuzun sesini dinleyip, iylik ve takvada yardımlaşmalıyız. Düşmanlık ve günahta değil.

Yeryüzündeki temiz şeyler helaldır. İçki, kumar, Allah adına kesilmeyen hayvanlar haramdır. Helal dairesi geniştir, haramlara gerek yoktur. Haramlar şeytanın öldürücü birer oklarıdır. Güçlü olan kadiri mutlakın eminliğine sığınmalyız. Şeytanın işi haramları işletmek ve insanları Allah’ın yolundan çevirmek. O nun için formatlanmıştır. Biz topraktan yaratılanlarda “Adem formatı” vardır. Günah işlemeye meyilli, esfel-i safilinide boylayabiliriz. Zikir, şükür gibi manevi gıdalarla ahsen-i takvim sırrınada ulaşabiliriz. Bu kulun irade-i cüziyyesini kullanmasıyla alakalıdır.

Akıl abdest alırsa ötelere bakar. Vahyi anlamaya çalışır. Ahiret hesabı benliğni sarar. Akıl abdest almazsa dünyada ebedi kalacakmış gibi hareket eder. Şeytanın oyuncağı olur. Şeytanın mikrobunu bulaştıramadığı kullar imanın tadını alır. İstiğfar, devamlı azıkları olur. Tevbe, devamlı dillerinde zikir olur. “Ölüm size gelinceye kadar ibadet edin.” Buyuran Rabbimiz.. Bize düşen onun yolunun yolcuları olmak…. Onun yolununda mescitlerden geçtiğini bilmeliyiz. Mescitler her zaman uğrak yerlerimiz olsun. Makamımız, mevkimiz, bütçemiz ne olursa olsun. Öldükten sonra hesaplar farklı bütçeden soruluyor. Salih amel bütçesini kabre götürelim. Şeytanın iflas ettirmesine fırsat vermeyelim.

 

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Cami

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir