Şükür

Şükür, nimet vereni tanımaktır. Bir nevi yapılan iyiliklere teşekkür etmektir. Şükü kendini bilenler yapar. Peygamberimizin namazların akabinde yapılmasını tavsiye ettiği dualardan biriside, “Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana layık ibadet etmek için bana yardım eyle”dir. Dua bir nevi dilekçedir, istemedir. Allah kulunun isteklerine göre kaderini şekillendirir.  Kader, ölçüdür. Sünnetullah, Rabbimizin kanunlarıdır. Allah’ımızın kanunlarında değişiklik bulamazsın. Kul şükrederse üzerindeki nimetler artar. Huzur, mutluluk kendiliğinden gelir.

Allah iyilik yapanların mükafatlarını zayi etmez. Kul kader ölçüsüne uyarsa, helal ve temiz şeyleri yiyecek ve içecek, kulluk bilinciyle hareket edecek, yaradanını tanıyacak, onun çizdiği sınırların dışına çıkmayacaktır. Bu ise, kulun emniyet sigortasıdır.

Şükür, kendi çinsindendir. Bedenin şükrü, namaz kılmak, oruç tutmak, helal dairesinde yaşamak, haramlardan yılandan cıyandan kaçar gibi kaçmaktır. Dilin şükrü, doğru söz söylemek, Allah’ı zikretmek, malayani konuşmalardan kaçınmaktır. Aklın şükrü tefekkür etmektir, hep iyi ve faydalı şeyleri düşünmek, hile, hainlik gibi yaradanımızın sevmediği huylardan uzak durmaktır. Kalbin şükrü, selim/salim bir kalbe sahip olmak, marazi hastalıklardan kalbi temizlemektir.

Peygamberimizin “vücutta bir et parçası vardır, o düzgün olursa bütün vücut düzgün olur, o bozuk olursa bütün vücut bozuk olur dediği kalpdir.” Halk arasında bazen “senin kalbin fesat” denilir. Bütün iyi ve kötü düşünceler akla gelir. Akıl süzgecinden geçirir. Kalbe gönderir, kalb tasdik ederse, eylem vücut ülkesinin diğer azaları olan el ayak, göz gibi icracı elemanlara talimat verilir. Onlarda planı uygularlar.

Kalb son mercidir. Kalbin çok temiz olması lazımdır. Temiz olabilmesi içinde sayısız nimetleri ihsan ve ikram eden zat-ı zül celal vel ikramı tanımaktan, ona şükreden bir kalpden geçtiğini bilelim. “O gün insanlara ne malları, ne de evlatları fayda vermeyecek, sadece selim bir kalple gelen müstesna” “Ben kişiyle kalbinin arasına girerim.” İlahi buyruklarını unutmayalım. Eğer kalb ölmemişse vicdan sahibi olur. Kötülüklere, kerih şeylere, küfre ve nankörlüğe onay vermez. Ölür, inandığı değerlerden vaz geçmez. Firavunun sihirbazlarından, Musa ve Harunun Rabbine inandım diyenler gibi olur. Bir an önce Musa’ya galebe çalacağız. O nu yenersek bize ne var diyen sihirbazlar. Firavunun yakınında ki kişilerden olabilmek için kulis yapanlar. Musa aleyhisselamın asa’sının sihir olmadığını, bir mucize olduğunu görünce, kalpleride buna mutmain olunca Musa ve Haru’nun Rabbine inandıklarını haykırdılar.

-Firavun, sizleri öldürürüm, ayaklarınızı ve ellerinizi çaprazlama keserim, sonrada asarım tehditlerine karşı….. İmanı kalplerine tasdik ettiren sihirbazlar……

-Sen bizim sadece bu dünyamızı sana erdirebilirsin. Ölüm senin davet ettiklerineden daha hayırlıdır..

İman, en büyük şükürdür. Şükür etmek, onun yolunda olmakla gerçekleşir. Namaz kılmayan, oruç tutmayan bedenin şükrünü nasıl yerine getirebilir. Kurban kesmayan, zekat vermiyen nasıl malının şükrünü eda edebilir. Allah bize şükür yollarınıda göstermiştir. Bizi dünyaya sahipsiz göndermemiştir.

Annesine, babasına her gün şükrettiğini, annesini, babasını çok sevdiğini söyleyen birisi… Anne baba düşkünler yurdunda kalır. Kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar. Bir yudum su, bir tas çorba vermez. Orada burada annesini babasını çok sevdiğini, onlara çok minnattar kaldığını söylenip durur. Adama demezler mi, sen insanlarla dalga mı geçiyorsun. Sen Allah’ımı çok seviyorum de.. Binlerce şükür Ya Rabbi diyen birisi de… Ezana kulağı tıkalıysa, rükuya beli eğilmiyorsa, secdeye alnı değmiyorsa.. Bu adam kendinden başka kimi kandırabilir.

Şükür tanımayı, saymayı, mucibince amel etmeyi gerektirir. Allah bunca mal vermiş. Fakirlerin, yoksulların, yolda kalmış mültecilerin hakkını ayırmamış. Ağzını doldura doldura konuşuyor. Avurtlarını şişire şişire ahkam kesiyor.

Ben karnım aç diyorum.. Bana kahve içermisin diyor. Şükürde hemen, geç kalmadan. Sihirbazlar gibi, o anda, o yerde…

“İnsanoğlu çok zalim ve cahildir” buyuran Rabbim.. Bizi şükre, kendi zatına istediği gibi kulluk etmeye çağırıyor. Rabbin çağrısında hayat vardır. “O sizi hayat veren şeylere çağırdığında icabet edin, ”buyuran Rabbimizdir. O nu bilen, bulan her türlü güzelliklere şükür etmiştir. Nimetin sahibi Allah’ı tanıyan en büyük “ŞAKİR”.. Nimetin sahibini tanımayanda en büyük “NANKÖR”dür.

Mustafa ÇELİK

Ditib Sennestadt

Beyazıt Camii

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir